9 Haziran 2010 Çarşamba


Eve vardığımda bitkin düşmüştüm. Bu fiziksel yorgunluğun değil başarısızlığın yorgunluğu. Hayal kırıklarım bedenimi ablukaya almış, perişan etmiş beni. Koltuğa serilmeden 6 saniye önce NEDEEEEEEEEN diye bağırmaya başladım. Koltuğa oturduğumda bağırmam da sona ermiş ve oracıkta kritik yapmaya başladım. Ağlamak, sızlanmak için fazla zamanım yoktu. Bu gibi duygusal patlamalara ayırdığım zamanı zaten neden nidasıyla kullanmıştım.

İçtiğim karpuz aromalı soda eşliğinde yaptığım kritikten şu sonuçlar çıkmıştı:

  1. Karpuz aromalı soda felaketti
  2. Karpuz aromalı soda ahtapot salatasıyla çok daha berbat bir deneyim yaşatır insana asla tavsiye etmem
  3. Kendi başıma hayvanların tamamıyla iletişim kuramam
  4. Yılanlarla asla alay etme. Bunu istemeden de yapsan ve karşındaki yılan senin suçsuz olduğunu bilse de yine sana düşman olur
  5. Kurbağa bacağını severim ama kurbağa canlıyken asla
  6. Tek kişilik ordu rambo için, tek kişilik dev kadro yıldız kenter için uygun laflar. Tek kişilik hayvan takipçisi ise bana göre bir sıfat değil.
  7. İşim çok zor
  8. Bu liste gereğinden fazla uzadı.

Bu çalışmadan sonra yatağa girdim ve bir sonraki günün bana güzel şeyler getirmesini diledim… zor bir gündü…

karpuz sodası ha... bu damak zevki kime ait bilmem ama bana ait olmadığı kesin...