Artık yeni bir görünümüm, kendime olan güvenim ve dünyalar kadar boş vaktim var. İstediğimi yapabilirdim. Kral olabilir, ya da adından korkulan bir kötü adam olabilirim. Kamyonların plakalarını bile ezberleyebilirim. Yapabileceğim şeyler o kadar çoktu ki bi listesini yapmam yıllarımı alırı ve muhtemelen bu listeyi yapmak da yapacaklarım arasında olabilirdi. Ama ben hedefi olan birisiyim. Boşa kürek çekmek ya da kontrolsüz güç, güç değildir gibi özlü sözlere mahal vermeyecek, aksine işleyen demir pas tutmaz gibi atalarımızın daha olumlu durumlar için sarf ettiği deyimlerin günümüzdeki kanlı ve canlı örneği olacaktım.
Kendimi hemen dışarı attım pencereden ve bu havalı çıkış beni amazon ormanlarının en karanlık bölgelerine kadar sürükledi. İlk gerçek hayvanımı bulacaktım. Hedefim yeşil kurbağa. Amazonların kraliçesi sürüngenlerin sofra ziyafeti yeşil kurbağa. Sırt çantamda bıçak konserve su ve mini cep televizyonu vardı hazırlıklıydım. Karşımda esrarengiz amazon ormanları vardı ve dikkatli olmam gerekirdi. Buralarda insanın başına her şey gelebilirdi. Bir yılanın zehrine maruz kalabilirdiniz ya da bir primat sizi taciz edebilirdi.
İlk günümde süper ötesi hayvanları görmek bana heyecan ve sonrasında gelen şaşkınlık vermişti. Kendi çabalarımla akşama doğru kamp kurdum ama “eve döndüğün zaman ergonomi üzerine çalış” gibisinden bir not yazdıracak kadar küçük bir sığınak oldu. Hareket edemiyordum ve tepetaklak uyumak hiç de iyi değildi ve sürüngenler tarafından suratınız bir hedef tahtası gibiydi. Tüküren iguanalar, tıslayan yılanlar ve çirkin çocuk diyen ateş karıncaları. İlk gecem böyle hazin maceralarla geçince ikinci geceme daha iyi hazırlanmam gerektiğine inandım. Sabah erken kalktım. Daha doğrusu bir altın başlı makak kıçımın üzerinde tepindiği için uyandırıldım. Teşekkürler makak kardeş bu iyiliğini asla unutmayacağım. Hemen yola koyuldum ve yeşil kurbağaların bulunduğu yeşil kurbağalar yardım ve dayanışma alanına gittim. Orası yeşil kurbağalar için bir cennetti. Aynı zamanda ağaç yılanları için de. Çünkü ağaç yılanları yeşil kurbağaları çok sever ve daima onların yanında görülürler.
Planlarıma göre bu hayvanlarla önce dost olacaktım. Kendimi onlara kabul ettirip aralarından bir tanesini yanımda götürecektim. Evet, çok basit bir plan. Bunun için üstün planlama yeteneğime ayrıca teşekkürler.
Tam iki haftadır bu kurbağaların yanındayım. Bırakın dost olmayı onlarla herhangi bir temasta bile bulunamadım. Ters giden bir şeyler vardı ortada burası kesin. En sonunda kararımı verdim ve onlara dost değil düşman gibi yaklaşacaktım. Asla B, C gibi alternatif plan yapmadan evden dışarı çıkmazdım. Ne kadar da akıllı ve sinsiyim. Hemen bir ağaç yılanının yanına gittim. Şekil bozukluğundan anladığım kadarıyla bir fare yutmuş, keyif çatıyordu. İşi fazla uzatmadan onunla beraber çalışacağımızı ve sonuçta ikimizin de karlı çıkacağını anlattım. Bunu duyan yılanın keyfi daha da arttı ve “tamam dostum anlaştık” dedi. Ben elimi uzattım dostluk göstergesi olarak. Yılanın bir anda yüz ifadesi değişti. Sinirlenmiş, hayal kırıklığına uğramış gibiydi. Bana “senin gibilerden tiksiniyorum” dedi. “neler oluyor” demeye kalmadan havada kalan elimi fark ettim. O an buhar banyosu yapmış gibi oldum. “Bir yılana asla yapmamanız gereken on şey” adlı kitap geldi. Elleri ve kolları olamayan bir yılana el uzatmıştım. Onlar bunu hakaret sayarlar ve affı yoktur. Bunun üzerine yılan arkadaşlarını topladı ve orada bulunan tüm yeşil kurbağaları yediler. Şoktaydım ve ne yapacağımı bilemiyordum. Hesaplarıma göre kurbağaları tekrar görmem için üç yıl boyunca üremeleri gerekiyordu. Ancak istedikleri popülasyona ulaşabilirler. Düş kırıklıkları içerisinde evime eri döndüm. Başaramadım ilk maçta nakavt oldum.